SÜMER EZGÜ (RÖPORTAJ)

Röportjı Yapan: Mustafa BATUR  (Tariih: 07/06/2001)

www.gulemekci.com

Trabzon'lu bir baba ile Burdur'lu bir annenin çocukları olarak dünyaya gelir. Çocukluğu Burdur'un Bucak İlçesi'nde geçer. Çocukluğunda mandolin, melodika ve nota dersleri alır.  Resim öğretmeninden bağlama çalmayı öğrenir. Zamanla kendini müziğin içinde bulur. Sanatçı kişiliğiyle beraber sporcu kimliği de vardır. Halk oyunları dalında yurt içinde ve dışında bir çok gösteride yer alır. 1981 yılında TRT'ye ses sanatçısı olarak girer. Bu kurumda kendisini yetiştirerek sevilen bir yorumcu haline gelir. Özellikle  Burdur yöresinden bir çok derlemeyi TRT repertuvarına kazandırır.  Zamanla yorumculuğunun yanında yaratıcı kişiliği de ön plana çıkar. Şeker almaya geldim, Nazar değmesin, Yaban gülü, Alına da Gülüne gibi sevilen parçaları besteleyerek halk müziğine kazandırır.

TRT 1 televizyonunda ANKARA RÜZGARI, TGRT televizyonunda NAZAR DEĞMESİN adlı TV programlarını yapar.

Sanatçı TRT'den ayrıldıktan sonra İstanbul'a yerleşir ve  MESAM yönetim kurulunda görev alır.  1999' da  yaptığı son albümü olan "Bir Sevdadır Türküler"  özellikle genç türkü severlerin beğenisini kazanır. Halen aktif müzik yaşamını İstanbul'da devam ettirmektedir.

 

SÜMER EZGÜ RÖPORTAJI (Tarih: 07/06/2001 )

Röportajı Yapan: Mustafa BATUR (www.gulemekci.com)

-Sizi yakalamışken başarabilirsem biraz terletmek istiyorum, radikal sorular sormaktan kaçınmayacağım. Size soracağım sorular dinleyici kitlenizin size ulaşıp belki de soramadığı sorular olabilir. Kendi fikrim olmasa bile size ters gelebilecek sorularım olursa lütfen özrümü kabul edin.

-Yıllardır Türk Halk Müziği ile iç içesiniz. Gerek yorumcu gerek besteci olarak çalışmalarınız var. Başlangıçta biraz klasik olacak ama, müziğe karşı ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

S. EZGÜ: İlkokulda çocukluğumun geçtiği Burdur’un Bucak kasabasında başladı. Babam Köy Enst. ekolünden bir öğretmen olduğu için beni sanata yönlendirdi. Bana mandolin ve melodika aldı. Daha sonra resim hocam Cahit Anık’ tan bağlama öğrendim ve sonrası gelişerek sürdü.

-Daha önce TRT’de THM sanatçısı olarak görev yapıyordunuz. Bu görevinizden niçin ayrıldınız?

S. EZGÜ: Özgür olmak için.. TRT deki üstat ve hocalarımızdan halk müziği teorisi, halk edebiyatı, makamlar, armoni bilgisi, yöreler, tavırlar, ses kullanımı, sahne estetiği gibi birçok konuda eğitim aldık. Bunun karşılığını vermek için de hep üretmeye çabaladım. Ama 15 yıl TRT‘de çalıştıktan sonra kendi müziğimi ve yorumumu yapmak için ayrıldım. Çünkü resmi kurumlar kurumsal politikalarını uyguluyor. Ben ise sanatın özgür olması taraftarıyım. Ama şunu söyleyebilirim ki; TRT ye hiç ihanet etmedim ve hala TRT de yetişmekten gurur duyarım..

-İstanbul’a ne zaman yerleştiniz? İstanbul’daki müzik yaşantınız hayatınızı olumlu ve ya olumsuz olarak etkiledi mi?

S. EZGÜ: İstanbul’a 1997 yılında terleştim ve müzik hayatıma olumlu etkisi oldu.Çünkü müziğin sektör olarak kalbi İstanbul’da atıyor.

-İstanbul’a işiniz sebebiyle yerleştiğinizi tahmin ediyorum. Umduğunuzu bulabildiniz mi? Projelerinizi gerçekleştirebildiniz mi?

S. EZGÜ: Benim projelerim bitmez. Zaten bittiği zaman köşeme çekilmeliyim. Ama projelerimi uygulama imkanı derseniz, İstanbul benim için doğru adres.

-Derlemeleriniz yanında beste çalışmalarınız da var. Türkü formunda beste yapmak sizce türkülerin ortaya çıkışındaki doğallığa ters değil mi?

S. EZGÜ: Şu an anonimleştiğini düşündüğümüz otantik türkülerin de bir yakımcısı, diğer bir deyişle üreteni vardı. Ama o zaman kayıt cihazları olmadığı için gelenek içinde yaşayarak, hatta eklentilerle yaygınlaşıyordu.Bu günün radyo, TV, kaset, CD gibi iletişim imkanları sayesinde bu süreç hemen yaşanıyor. Bu günün gerçeğini inkar etmek mümkün değil. Yoksa mazide tatlı bir anı olarak kalırsınız.

-İzleyiciler sizi genellikle Ege ve Burdur türkülerini okuyan bir sanatçı olarak tanıyordu. Ancak son kasetinizde beste tarzında ve daha farklı formda parçalar okudunuz, türküleri de klasik formundan daha farklı okudunuz. Bu durum müzik camiasında ve dinleyici kitleniz tarafından nasıl karşılandı? Size ulaşan tepkiler nasıl?

S. EZGÜ: Eleştiriyi göze almadan yeniyi üretemezsiniz.Ama iyi niyetinizden şüpheniz yoksa içiniz rahattır ve gerekirse hatadan geri dönersiniz. Benim son yaptığım ‘Bir Sevdadır Türküler’ albümü daha genç dinleyiciyi de yakalamamı sağladı. Bence benim için yeni bir deneme ama namuslu bir çalışmaydı. Çünkü türkülerin ana çatısı olan söz ve müzikler bozulmadı ama yeni tuz, biber denendi diyebilirim. Sipsi, zurna, bağlama gibi otantik sazlar kullanıldı ama yorumlar farklıydı. Saksafon, klarnet, yan flüt gibi batı sazları ile destekler vardı. Bir de ritm ve baslarla desteklendi ve benim için hoş bir çalışmaydı. Aranjörüm Fuat Saka’ya teşekkür ediyorum. Bestelere gelince zaten önceleri de okuyordum. Şeker almaya geldim, Nazar değmesin, Yaban gülü, Alına da Gülüne gibi bestelerimi daha önce okumuştum. Son albümde de Sevdan’ı okudum. Bunlar benim kişisel üretimlerim ve de bunlar için özgür olduğumu düşünüyorum.

-Zaman zaman yurt dışı konserlerine katılıyorsunuz. Gurbetçilerimizin halk müziğine karşı ilgileri sizce nasıl? Bu ilgi yurt içinden fazla mı? Eğer öyleyse bunun sebebi sizce nedir?

S. EZGÜ: Yurt dışı Türkiye’ nin gerisinde yaşıyor. Kültürel kararsızlık, bocalamalar vs. Ama türkülerde köklerini bulduklarını düşünüyorum ve biz de coşku buluyoruz oralarda. Ama o insanların jenerasyon farklılıkları ve yeni jenerasyonların bocalamaları müzik simsarları tarafından çok kötü sömürülüyor ve arabeskleştiriliyorlar. Onun için türkülerin bugünün algılaması gözönünde tutularak yorumlanmasının önem kazandığını düşünüyorum.

-www.sumerezgu.net adresli bir web siteniz olduğunu biliyoruz. Bu fikir neden ve nasıl ortaya çıktı?

S. EZGÜ: İletişimin önemine inandığım için hazırlandı. Dinleyicimle aracısız iletişim kurmak, öneri ve bilgi alışverişi yapmak, bana ilişkin basın kanalıyla yalan yanlış değil doğru bilgi aktarabilmek gibi kaygılar güdüldü. Tabii benim için en büyük ideal olan türkülerin sanal alemde yer almasına katkıda bulunmak başka bir mutluluktu..

-Sizce internette bu şekilde yer almak ne kadar önemli?

S. EZGÜ: Bugünün insanı olarak yaşamak istiyorsanız bugünün gereğini de yerine getirmelisiniz.

-Web sitenizden size ulaşan kitle ile televizyondaki izleyici ve dinleyici kitlesi arasında fark var mı?

S. EZGÜ: Evet var. Benim gerçek kitlemi internette görebiliyorum. TV de bunu farketmeniz mümkün değil çünkü aranızda cam var. Ama internet dinleyicinizle sizi birebir görüştürüyor. Bu sanatçının dinamizmi için çok yararlı.

-Sanıyorum sitenizden size yazanlara bizzat kendiniz cevap yazıyorsunuz. Buna zaman ayırmakta zorlanıyor musunuz?

S.EZGÜ: Evet zorlanıyorum. Çünkü yoğun yaşıyorum, konserler gereği sık sık İstanbul dışına çıkıyorum vs. Ama bazen gecikse de mailleri cevaplandırıyorum.

-Benim gördüğüm kadarıyla özellikle halk müziği sanatçıları bilgisayara ve teknolojiye soğuk bakarlar, sizin bilgisayara karşı özel bir ilginiz var mı?

S. EZGÜ: Ben teknolojiyi eğer insanlık yararına ise kullanma taraftarıyım.

-MESAM’da görev yapıyorsunuz, firmaları ve sanatçıları olumsuz etkileyen mp3 furyasına karşı nasıl bir önlem düşünülüyor?

S. EZGÜ: Eseri üretene haksızlık yapılıyor. Karşılıksız kullanımla bilinçli ya da bilinçsiz hırsızlık sözkonusu. Yeni çıkan telif yasası bunları önleyecek. Gönüllere taht kuran eserlerin üreticileri zaten yorumcular ve pazarlayanların gerisinde kalıyor. En azından eserleri karşılıksız kullanılıp sömürülmemeli. Bu müzikleri internette sunanlar MESAM ile anlaşma yapıp teliflerini yatıracak.

-Bazı firmaların sanatçılara para ödememek için bizzat kendilerinin korsan kaset basıp dağıttığı söyleniyor bu doğru mu? Doğruysa korsan kaset basımına karşı ne gibi önlemler alınıyor?

S. EZGÜ: Ülkemizde korsan kaset yapımının % 70 civarında olduğu söyleniyor.Bunun birçok yolu var. Bir tanesinin de sizin söylediğiniz olduğu biliniyor. Çünkü telif ödemeden hırsızca üretim sözkonusu. Yeni çıkan telif hakları yasası bu konuda ciddi para ve hapis cezaları getirdi. Olumlu gelişmeler olacak.

-Bir sanatçı olarak müzik yaşantınız özel yaşantınızı nasıl etkiliyor? Sevdiklerinize vakit ayırabiliyor musunuz? Zaman zaman keşke bu işi hiç yapmasaydım dediğiniz oldu mu?

S. EZGÜ: İyi ki bu işi yapıyorum dediğim çok oluyor. Müzikle yaşadığımı hissediyorum. Sevdiklerim mesleğimi kabul etmek zorunda kalıyor. Ama ben dostlarımla paylaştığım her anımı da kazanç haneme yazıyorum.

-Yeni kaset çalışmanız var mı? Varsa önceki kasetlerinizden farklı olacak mı?

S. EZGÜ: Eylül - Ekim aylarına yeni albüm düşünüyorum. Bu kez daha etnik bir kaset planlıyorum. Farklı arayışlar ve dinleyiciyi diri tutmak hoşuma gidiyor.

-Yurt içinde turne düzenlemeyi düşünüyor musunuz?

S. EZGÜ: Bu yaz olacak. Zaten bugünlerden itibaren konser sezonu başladı bizim için.

-Konserlerinizde izleyici kitlesini etkilemek bakımından en çok neye önem verirsiniz? Sizce bir sanatçı sahnede nelere dikkat etmeli?

S. EZGÜ: Sahne kasetten de , TV den de farklı bir şey. Seyirci konser akışında iletişim ister. Tansiyonun diri tutulması, zaman zaman tempoya nefes aldırmak ama bir bütünlük ve tarz yakalamak önemlidir. Biz de ekip olarak bunlara dikkat ediyoruz.

-Boş zamanınız oluyor mu? Oluyorsa nasıl değerlendiriyorsunuz?

S. EZGÜ: Vizyondaki filmleri ve tiyatro oyunlarını takip ediyorum. Spor yapıyorum.Dostlarımla birlikte oluyorum. Şehir dışında bir köy evim var, orada doğayı yaşıyor enerji depoluyorum.

-Medyanın Türk Halk Müziğine ve kültürümüzün tanıtımına verdiği desteği yeterli buluyor musunuz? Sizce medya bunun için ne yapmalı?

S. EZGÜ: Medya popülizm peşinde. Türkü yorumcusu onların istediği şebekliği yapamaz. Bizim tarzımız farklıdır. Ama gelişime açık ve kitlelerle buluşan sanatçıyı medya da arar bulur. TV ler de oynanan oyun halkın gerçekleri değildir. Türküler ise halkın gerçekleridir. Türkü yapımları ile halkı buluşturabilmek de ayrı bir profesyonellik gerektirir. Kayıtlardaki teknik imkanlar, farklılıklar ve daha sonrası tanıtım çalışması ile halk müziği sanatçıları da medyayı kendi tarzlarında yönlendirebilirler.

-Her sanatçının ve ya sanatçıyım diyenin toplum huzurunda türkü okumasını doğru buluyor musunuz?

S. EZGÜ: Daha özenli ve araştırarak okunması gerektiğini düşünüyorum.

-Müzik firmalarının ticari kaygı düşünerek yaptıkları kasetler sizce başarılı olabilir mi? Bir kasetin çok fazla satması o kasetin sanat açısından değeri olduğunu gösterir mi? Yoksa süreklilik mi önemli?

S. EZGÜ: Tiraj kasetin ticari başarısıdır. Sanatsal başarı kıstasları daha farklıdır. Ama kasette tiraj ve sanat bağlantısı kurulabilirse tabii daha iyi olur. Satışta devamlılık bence en güzel olandır.

-Sanatçı olmanın yanında hiç yapımcı olmayı, bir firma kurmayı da düşündünüz mü?

S. EZGÜ: Evet Unkapanı’nın ucuz insan ilişkilerine dayanamadığım için Ezgü Ajans adında yapım firması kurduk ve son albümümü de kendi firmamızdan çıkardık.

-Sizler de müzik dinliyorsunuz elbette, beğeniyle izleyip dinlediğiniz sanatçılardan örnek verebilir misiniz?

S. EZGÜ: Neşet Ertaş, Peter Gabriel, Ümit Tokcan, İbrahim Tatlıses, Gülşen Kutlu, Talip Özkan, Nilüfer, Sertap Erener, Kubat, İbrahim Can şu an aklıma geliveren iyi yorumcular. Ben kumaşa bakıyorum. Kaliteli kumaştan iyi elbise çıkar. Müzik türü benim için önemli değildir iyi yorumcuyu dinlerim.

-Ziyaretçilerimize vermek istediğiniz, bizim sormayı akıl edemediğimiz başkaca bir mesajınız varsa onu da alalım.

S. EZGÜ: Müzik dinlerken seçici olmalarını öneririm ve beğendiklerini yüreklendirmelerini..

- Son olarak nasıl bu kadar gençleşmeyi başarabiliyorsunuz? Özellikle genç kalmak demedim çünkü siz adeta gençleşiyorsunuz. Söyleseniz de işin sırrını biz de öğrensek diyorum.

S. EZGÜ: Yaşamak, hissetmek, üretmek..

-Sıcak sohbetiniz ve verdiğiniz cevaplar ile göstermiş olduğunuz ilgi nedeniyle www.gulemekci.com’a yaptığınız bu katkı için çok teşekkür ederiz. Müzik hayatınızda ve ayrıca özel hayatınızda dileklerinizin gerçekleşmesini temenni ederim.

S:EZGÜ: Ben teşekkür ederim. Gül Emekçi' yi de yetenekli buluyorum, başarılar dilerim.

-Ben de Gül Emekçi adına tekrar teşekkür ederim...

www.gulemekci.com